Algılama, Hareketlilik ve Özerklik, Aerodinamik Tasarımlarla Savaş Meydanlarında!

Bu iddialı proje, yarasalar gibi uçabilen ve lazerler tarafından güçlendirilmiş dronlar üretmeyi içeriyor.

Paylaş

Pentagon , lazerle çalışan yarasa ve böcek benzeri dron teknolojisi geliştirilmesi için yetenek avına çıktı.

Bu ayın ilk haftası DoD (Department of Defense) , Defense Enterprise Science Initiative (DESI) isimli bir pilot program çerçevesinde , konuyla ilgili bir yarışma duyurdu. DESI pilot programının temel amacı ;  zorlu savunma ve ulusal güvenlik sorunlarına yeni çözümler bulma amacıyla üniversite ve sanayi ekipleri arasındaki işbirliğini teşvik etmek. Ayrıca bu program için 6 milyon dolarlık bir fon ayrıldı.

Yarasalar gibi uçabilen ve lazerler tarafından güçlendirilmiş dronlar üretmeyi içeren bu iddialı proje temelde gücünü biyolojiden alıyor diyebiliriz. Programın açıklamasında,  yarasa ve böcek gibi çevik organizmaların biyolojik çalışma mantığının karmaşık uçuş kinematiği ile ilgili yeni bilgiler verdiği belirtildi. Ayrıca  sensörlerdeki ilerlemelerin, işlemcilerin optimizasyonu ve minyatürleştirilmesi buna ek olarak da uçuş kontrol algoritmalarındaki gelişmelerin, minyatür bir robotik sistemde gerçek zamanlı özerklik (real-time autonomy) sağlamayı mümkün kıldığının altı çizildi.

Biyolojik canlıları taklit ederek üstünlük sağlama yarışı yeni bir yaklaşım değil. DARPHA ‘nın 2006 ‘da “Avcı Doğan İnsansız Hava Aracı” (Pelegrine UAV Killer) için 11 milyon dolar bütçe ile hayata geçirdiği projeyi düşününce bu yeni girişim hiç de şaşırtıcı gelmiyor. Doğan gibi zorlu bölgelerde uçmak için dizayn edilmiş bu UAV  gizlice süzülüp ,çabuk dalış yaparak hedefi yok edebilme yeteneğine sahipti.

Bu yeni program ile hem yarasa gibi esnek kanatlara sahip hem de lazer tarafından desteklenen savaşçı yarasa filosu ile  insansız hava araçları sistemlerinde büyük bir mesafe kat etmeyi umuyorlar.  Temel hedef “etkili bir şekilde savaş alanına gidip, insan pilotunun az müdahalesi ile engellere cevap veren” platformlar oluşturmak.

Modern bilgi teknolojilerindeki değişimlere  bağlı olarak ortaya çıkan yeni doktrinlerin ve stratejilerin askeri alanda hızla uyarlanmasını sağlamak için RMA (Revolution in Military Affairs- Askeri İşlerde Devrim) şeklinde askeri teorik bir hipotez vardır. Şu an RMA ‘nın da öngöremediği bir çağdayız. Global Security organizasyonundan John Pike ‘in de ifade ettiği gibi “Başta makinesi olmayan insan varlığına sahiptiniz. Sonra makineleri olan insanlarınız oldu. Sonunda da insanı olmayan makinelere sahipsiniz.” Yine güvenlik analisti Christopher Coker ‘ın yorumu da düşündürücü: “Şu anda insan sonrası tarihin sınırlarında duruyoruz.”

Robotik savaş teknolojileri;  askeri , akademik , politik ,hukuki gibi pek çok çevre temsilcileri tarafından , farklı açılarda tartışılıyor ve bu tartışmalar insanlık yok olmadığı sürece de devam edecek gibi görünüyor. Siz de benim gibi  Robotlar ve insan arasındaki ilişkinin boyutlarını keşfetmeye meraklı iseniz P.W. Singer’in Robotik Savaş isimli kitabını mutlaka okumalısınız.

Ayşe Kulabaş

Bilişim Teknolojileri dünyasına "Bulut Bilişim" basamağından hızlı bir giriş yapan ve bilgi sentezleyerek hayatta kaldığına inanan , macera ruhlu bir teknoloji hayranı. İşi gereği Microsoft teknolojileri ile uğraşsa da dünyadaki tüm teknoloji trendlerini takip etmeye çalışır. Derin teknoloji okumaları esnasında geleceği farklı hayal ettiği ve değişime ayak uydurmaktan da büyük keyif aldığı için, kendisini Futurist olarak görmekten asla çekinmeyen bir dünya vatandaşı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir