Kadın ile Erkek Beyni Arasındaki 10 Temel Fark!

Yazarımız Dr.Müh.Gülay Savaş'ın dediği gibi; kendimizi bilmez ve farkındalık konumuna gelmezsek geleceğin Cyborg sürüsü içinde kaybolacağız.

Paylaş

Yapay zekayı, teknolojiyi konuşurken bu teknolojileri geliştiren bireyler olarak insanı ve insan beynini de tanımamamız önemli… Yazarımız Dr.Müh.Gülay Savaş‘ın bir önceki yazısında da dediği gibi “İnsan sosyolojik, psikolojik ve biyolojik bir varlıktır. Tüm bu bileşenlerin etkisinde, eğer beynimize, aklımıza, ruhumuza ve duygularımıza sahip çıkmaz, kendimizi bilmez ve farkındalık konumuna gelmez isek geleceğin Cyborg sürüsü içinde kaybolacak.”(Yazının devamı için buraya tıklayabilirsiniz.) Dr.Müh.Gülay Savaş yeni yazısında da kendinizi bilip, farkında olabilmeniz ve bu Cyborg sürüsü içinde kaybolmamanız için; o büyük teknolojileri geliştiren beynimize ışık tutuyor. Araştırmalarından derlediği “Kadın ile Erkek beyni arasındaki 10 Temel Fark” yazısını sizlerle paylaşıyor… İşte Dr.Müh.Gülay Savaş‘ın yazısı:

Hep konuşur, hep tartışırız: “Kadın ve Erkeklerin Farklılıklarını”. Ben her zaman olduğu gibi “Bilginin yolumuzu aydınlatacağını ve böylece birbirimizi daha iyi anlayabileceğimizi düşündüğümden, araştırmalarımdan özetlediğim bir takım bilgileri burada sizlerle paylaşmak istiyorum. İşte  “Kadın ile Erkek beyni arasındaki 10 Temel Fark“:

  1. Öncelikle şunu bilelim: 8 haftalık oluncaya kadar bütün fetus beyinleri, kadın beyni gibi görünür. Yani “Dişi Doğanin Başlangiç Halidir”. 8.haftada başlayan testesteron seli, iletişim merkezindeki hücrelerin bir kısmını öldürerek bu uniseks beyni, erkek beynine döndürür. Aynı süreçte saldırganlık ve cinsellik hücrelerinde de artış görülür. Eğer bu testesteron seli gerçekleşmezse, kadın beyni değişmeden büyümesini sürdürür.
  2. Östrojen kadın beynine hücüm etmeye başladığı anda, kadınlar duygularına ve iletişime – telefonda saatlerce konuşmaya ve arkadaşlarıyla alış-veriş merkezinde buluşmaya yoğunlaşırlar. Şunu görüyoruz ki, kadınlardaki hormonal değişiklikler, kadınların arzularını, değer yargılarını ve hayatı algılayışları gibi bir çok olayı nörolojik yönden etkiliyor. Adet gören kadın beyni, her gün biraz değişir. Beynin bazı kısımları her ay %25 değişikliğe uğrar.
  3. Bu sırada testosteron tarafından ele geçirilen erkek beyni ise daha iletişime kapalı hale gelerek rekabeti saplantı haline getiriyor.
  4. Beynin işitme ve dil merkezlerinde kadınlar, erkeklere kıyasla %11 daha fazla nörono sahip. Duygu ve hafıza merkezi – hipokampüs – tıpkı konuşan dili işlemeye ve başkalarının duygularını gözlemlemeye yönelik beyin devreleri gibi kadınlarda daha geniştir.
  5. Kadınlar günde ortalama 20.000 kelime kullanırlar, erkeklerse 7.000. 🙂 Ayrıca kızlar genelde daha hızlı konuşur; dakikada 250 kelimeye karşılık , erkeklerde bu rakkam 125’tir.
  6. Buna karşılık standartlar göz önünde bulundurulduğunda erkekler, kadınlara kıyasla 20 kat daha saldırgandır. Araştırmacılar dişi primat fetüslerine testesteron enjekte ettiklerinde, bu dişiler büyüdüklerinde diğer dişilerden aynı şekilde daha saldırgan oldular. 000 çocukta bir gözüken bir enzim bozukluğu olan “Konjenital (Doğuştan) Adrenal Hiperplazi” (KAH) hastaları bu etkinin insanlar için de geçerli olduğu söylenebilir.
  7. Ortalama bir kadın beyni, ortalama bir erkek beyninden iki-üç yıl daha erken olgunlaşır.
  8. Kadın beyninin pek çok kısmı – öğrenme ve hafıza merkezi olan hipokampüs, vücuttaki organları kontrol eden hipotalamus, ve duygu merkezi amigdala da dahil olmak üzere östrojen ve projesteron akımından etkilenmektedir. Ve ergenliğe girildiği andan itibaren kadın beyni ve erkek beyni strese farklı tepkiler verir. Kadınların strese tamamen zıt tepkiler vermesinin sebebi östrojen ve projesteron akımlarıdır. Menstrual döngü içinde yükselen ve azalan östrojen akımları haftadan haftaya psikolojik ve sosyal gerilim durumunu belirler. Bu durum ergen kızlarda daha da fazla olur. Döngünün ilk iki haftasında, östrojen yüksek seviyedeyken genç kız, çevresiyle daha iyi ilişkiler içinde ve rahattır. Döngünün son iki haftasında, projesteron yükselip östrojen azaldığındaysa genellikle gittikçe artan gerginlikte, her şeye tepki gösterir ve yalnız kalmayı tercih eder.
  9. Hem kadında hem erkekte beynin seks hormonlarını harekete geçiren kimyasal yakıt testesterondur. Yeterince yakıt olduğunda testesteron hipotalamusa ulaşır, erotik duyguları tetikler, cinsel fantezileri uyandırır ve erojen bölgelerdeki hassasiyeti arttırır. Libido ve cinsel tavır arasında cinsiyetler arasında büyük farklar olduğunu görürüz. 8 ile 14 yaşları arasında bir genç kızın östrojen seviyesi, 10 – 20 kat arasında artar. Bir erkeğin testesteron seviyesi ise 9 – 15 yaşları arasında neredeyse %25 oranında artış gösterir. Bütün bu fazladan cinsel yakıtla, erkek çocukların cinsel güdüleri kendileri ile aynı yaşlardaki kızlardan 3 kat daha fazladır ve bu durum hayat boyu devam eder.
  10. Erkeklerin beyinlerindeki cinsellikle ilgili alanlar kadınlardaki benzer yapılara kıyasla 2 kat daha büyüktür. Söz konusu beyin olduğunda ebat önemlidir ve kadınlarla erkeklerin cinselliği düşünme biçimleri, yaşayışları ve cinselliğe tepkileri arasındaki farklılığı yaratır. Erkekler cinselliği kadınlardan daha çok düşünürler. Düzenli olarak boşalmazlarsa erbezlerindeve prostatlarında sürekli baskı hissederler. Erkeklerin beyinlerindeki cinsellikle ilgili bölgenin harcadığı enerji kadınlarınkinin 2 katıdır. Tıpkı kadınların duyguları işlemede, 8 şeritli otobanları, erkeklerinse toz toprak bir ara yolu olması gibi. J Aynı şekilde kadınlar günde 1 kez seksi düşünürken, 20 – 30 yaş arasındaki erkeklerin %85’inin neden 52 saniyede bir seksi düşündüklerini de açıklıyor.Yani seks çoğunlukla kadınların aklındaki ilk şey değildir.

Yani insana kısaca bile biraz daha bilgi ile, taniyarak baktiğimizda, çoğumuz esasen duygularımız, düşüncelerimiz ve hormonlarımız tarafından yönetilen varlıklarız! Ta ki fark edip, yönetimi elimize alıncaya kadar…

Bu konuda siz neler düşünüyorsunuz, yorum kısmından paylaşın.


Yazarımız Dr.Müh.Gülay Savaş‘ı daha yakından tanıyın:

Linkedin profili için buraya tıklayın.

Instagram‘dan takip etmek için buraya tıklayın.

 

Dr. Müh. Gulay Savas

İ.T.Ü. Makina Fakültesini bitiren Gülay Savaş, 1990 yılında aynı üniversitede Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Mühendisliği, Sistem Analistliği dept'da masterını tamamlamış, akabinde aynı bölümde yaptığı "Yapay Sinir Ağları ile El Yazısı Karakterlerinin Tanınması" tezi ile 2000 senesinde Dr.Müh. ünvanını almıştır. İ.T.Ü Fen-Edebiyat Fakültesi Sistem Analistliği ve İ.Ü. Bilgisayar Müh. dept.'da toplam 13 sene öğretim görevlisi; Sun Microsytems, Gantek Bilgisayar'da Teknik Koordinatör; Turcom Sistem Entegratörü firmasında Ürün Kanal ve Kurumsal Satış Koordinatörü; Bayer/BASF/Höchst işbirliğine Bilgi İşlem, Toplam Kalite ve SAP Koordinatörü ve Microsoft Danışmanı (Microsoft Bütünleşik Yerel Yönetimler Platformu - E-devlet - projesinde) olarak çalışmıştır. Yönetim Danışmanları Derneği üyesi ve KOBİ danışmanıdır. En son kendi girişimi olan Arya Akademi Eğitim, İletişim ve Danışmanlıkta, Akıllı Şirket, Akıllı Girişimci ve Teknoloji Danışmanlığı yapmaktadır. Teknoloji, İnovasyon, Akıllı Şirket Yapısı, Akıllı Girişimcilik, Etkin Sunum Hazırlama(Algı Yönetimi) , Zihin Bilimi, Metacognition, Eğitim, NLP, Yaşam Koçluğu (yani insan beyni ve teknoloji etrafındaki temel olgular) konularında uzmandır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir